EPDK Başkanı Yılmaz, 21 Ekim’de yürürlüğe giren emisyon ticaret yönetmeliğini açıkladı

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) Başkanı Mustafa Yılmaz, Türkiye’de emisyonları azaltmayı teşvik eden, aynı zamanda enerji ve sanayi sektörlerinin rekabet gücünü dikkate alan, güvenilir, şeffaf ve etkin bir Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) piyasası oluşturma amacında olduklarını ifade etti.

Yılmaz, AA muhabirine Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı (COP31) öncesinde ülkenin enerji dönüşümüne dair düzenleyici çalışmalarını, emisyon ticaret sistemini, elektrikli araç şarj altyapısını ve EPDK’nın enerji verimliliği uygulamalarını değerlendirdi.

Çevre koruma, iklim değişikliğiyle mücadele ve karbon emisyonlarının azaltılmasının Türkiye’nin enerji dönüşüm sürecinin temel unsurları olduğunu dile getiren Yılmaz, emisyon ticaret sistemi kurulumuna yönelik çalışmalarda kayda değer ilerlemeler sağlandığını belirtti.

İklim Kanunu ve ilgili alt düzenlemeler çerçevesinde başta ilgili bakanlıklar ve İklim Değişikliği Başkanlığı ile birlikte kurumlar ve paydaşlarla işbirlikleri yürüttüklerini aktaran Yılmaz, 1 Ekim 2026 tarihli Kurul toplantısında Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi piyasasının işleyişini düzenleyen yönetmelikle ilgili karar aldıklarını ifade etti.

Yılmaz’ın piyasanın temel çalışma kurallarını belirleyeceğini söylediği “Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi Piyasasının İşletilmesine İlişkin Yönetmelik”, 21 Ekim’de Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Emisyon azaltımı ile piyasa maliyetleri arasında bir denge sağlanacak

Türkiye’de hayata geçirilecek emisyon ticaret sisteminin elektrik üretim santralleri ve sanayi işletmeleri açısından önemli sonuçlar doğuracağını vurgulayan Yılmaz, karbon maliyetlerinin gelecekte kritik bir faktör olabileceğini dile getirdi.

Yılmaz, bu sistemin geliştirilmesinde emisyon azaltımı ile piyasa katılımcılarının karşılaşabileceği maliyetler arasında dikkatlice bir denge gözetildiğine değinerek şunları ekledi:

“Piyasanın hem emisyon azaltımını teşvik etmesi hem de katılımcılar üzerinde beklenmedik veya adil olmayan maliyetler yaratmaması bizim için oldukça önemli. Gelecek hedefimiz ise Türkiye’de güvenilir, şeffaf, likit ve etkin şekilde işleyen bir emisyon ticaret sistemi oluşturmak. Fiyatların doğru bir şekilde belirlendiği, katılımcıların güven içinde işlem yapabildiği ve enerji dönüşümüne dair doğru fiyat sinyalleri veren bir piyasa yapısını tesis etmeyi amaçlıyoruz.”

ETS’nin yalnızca yeni bir yükümlülük ya da piyasa olarak algılanmaması gerektiğini vurgulayan Yılmaz, sistemin temiz enerjiye geçişi desteklemenin yanı sıra sanayinin düşük karbonlu dönüşümünün ve uluslararası rekabetçiliğin önemli araçlarından biri olacağını ifade etti.

Yılmaz, EPDK’nın elektrik ve doğal gaz piyasalarının gelişimi konusundaki düzenleyici rolünü ETS piyasasında da aynı özen ve kararlılık ile yerine getireceğini belirterek güvenilir ve etkin bir piyasa yapısı oluşturma yönündeki çalışmalara devam edeceklerini söyledi.

“COP31’de hedefleri somut yatırımlara dönüştürmenin zamanı geldi”

Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği yapmasının ülkenin küresel iklim sorumluluğunu ve enerji dönüşümündeki rolünü daha da önemli hale getirdiğine dikkat çeken Yılmaz, iklim hedeflerinin uygulamaya yönelik adımlarla desteklenmesi gerektiğini dile getirdi.

Yılmaz ayrıca şöyle konuştu: “İklim hedeflerine ulaşmak için artık sadece hedef koymanın değil; bu hedefleri somut yatırımlara, güçlü altyapılara ve uygulanabilir politikalara dönüştürmenin zamanı geldi. Hatta bu zaman zaten geçti.”

Enerji dönüşümünün merkezinde elektrifikasyonun yanı sıra yenilenebilir enerji kaynaklarının sisteme daha fazla dahil edilmesi ve şebekelerin bu dönüşüme hazır hale getirilmesi bulunduğunu belirten Yılmaz, Türkiye’nin enerji arz güvenliğini piyasa dengeleriyle tüketici menfaatlerini birlikte gözeten bir dönüşüm anlayışını benimsediğini aktardı.

Yılmaz ayrıca EPDK’nın düzenleyici çerçevesini teknolojik gelişmeler doğrultusunda yenileyerek yeni enerji sisteminin ihtiyaçlarına göre geliştirdiklerini belirtip enerji depolama yatırımlarına stratejik önem verdiklerine de vurgu yaptı:

“Özellikle enerji depolama yatırımlarını yenilenebilir enerjinin entegrasyonu açısından stratejik bir unsur olarak kabul ediyoruz. Enerji dönüşümünün başarılı olabilmesi için sadece üretim kapasitesinin değil; iletim ve dağıtım altyapısının yanı sıra depolama olanaklarının da hızlıca gelişmesi gerekiyor.”

COP31’in ülkeler arasında deneyim paylaşımını artıracak önemli bir platform olacağına inandığını belirten Yılmaz, zirvenin Türkiye’nin uluslararası alandaki tanıtımı açısından da önem taşıdığını sözlerine ekledi.

EPDK’nın organizasyona katkıda bulunacağını ifade eden Yılmaz,”Bu organizasyona elimizden gelen desteği sağlayacağız; bilgimizle örnek uygulamalarımızla hazırladığımız mevzuatla almış olduğumuz kararlarla katkıda bulunacağız.” dedi.

Şarj istasyonlarında enerji depolama sistemlerinin kullanımı giderek daha fazla önem kazanıyor

Elektrikli araçların ulaşım sektöründeki karbonsuzlaşmada büyük bir dönüşüm alanı sunduğunu dile getiren Yılmaz; Türkiye’de elektrikli araçların artışıyla birlikte şarj altyapısının da hızlı biçimde gelişmesini sağlamayı hedeflediklerini aktardı.

Şarj hizmeti piyasasında yatırımcıların önünü açan; rekabeti koruyan; tüketici haklarını gözeten teknolojik gelişmelere uyum sağlayan bir düzenleyici yaklaşım benimsediklerini söyleyen Yılmaz; elektrikli araçlar ile şarj altyapısına yönelik projeksiyonları sürekli güncellediklerini bildirdi.

Şarj altyapısının enerji dönüşümündeki önemine dikkat çeken Yılmaz; özellikle yüksek talep olan bölgelerde enerji depolama sistemleri ile şarj istasyonlarının birlikte kullanılmasının gerekliliğine vurgu yaptı.

“Şarj altyapısını yalnızca araçların enerji ihtiyacını karşılayan bir yapı olarak değil; aynı zamanda enerji dönüşümünün kritik unsuru olarak ele almalıyız. Özellikle yoğun talep olan bölgelerde enerjiyi depolama sistemlerinin şarj istasyonlarıyla birlikte kullanılması büyük fırsatlar sunmaktadır.” dedi.

Elektrikli araç sayısındaki artışın ulaşım sektörünün karbon ayak izini azaltacağına inanan Yılmaz; Türkiye’nin enerji dönüşümünü destekleyen güçlü sürdürülebilir bir şarj ekosistemi kurmayı planladıklarını bildirdi.

EPDK hizmet binasındaki elektrik ihtiyacının yüzde 30’u güneş enerjisinden karşılanıyor

Yılmaz; EPDK’nın yalnızca düzenleyici kararlarıyla değil; aynı zamanda enerji verimliliği uygulamalarıyla da kamuya örnek olmayı amaçladığını ifade etti.

Kurumun hizmet binasında kullanılan enerji verimliliği sistemleri sayesinde standart binalara göre yıllık 400 ila 450 ton daha az karbon salımı gerçekleştiğini söyleyen Yılmaz; binanın hizmet vermeye başladığı tarihten itibaren yaklaşık 2 bin 500 ton karbon salımının önlendiğinin altını çizdi.

Söz konusu miktarın yaklaşık 29 bin ağaca eşdeğer olduğunu belirten Yılmaz; aydınlatma ve iklimlendirme sistemlerinin otomatik yönetimi sayesinde bu alanlarda yaklaşık yüzde 55 oranında enerji verimliliği sağlandığını aktardı.

Bina ihtiyaçlarının karşılanmasında güneş enerjisinden yararlanıldığını söyleyen Yıldız şöyle konuştu:

“Güneşimizi çok seviyoruz. Onun enerjisinden en üst düzeyde faydalanmaya çalışıyoruz. Gördüğünüz gibi bu güneş enerjisi sistemiyle yıllık elektrik ihtiyacımızın ortalama yüzde 30’unu temiz enerjiden karşılıyoruz. Ayrıca bina çatısında bulunan güneş kolektörleriyle kurumda ihtiyaç duyulan sıcak suyun yüzde 60’ını üretiyoruz.”

Bunun yanında bağımsız çalışan batarya-güneş enerjisi sistemiyle araçları da şarj ettiklerini bildiren Yıldız ayrıca yağmur suyu toplama sistemi aracılığıyla peyzaj alanlarında gerekli suyun yıllık ortalama yüzde 80’inin sağlandığını kaydetti.

Ayrıca EPDK’nın hizmet binasının LEED Gold ile TSE Güvenli Yeşil Bina sertifikalarına sahip olduğunu aktaran Yıldız; söz konusu uygulamaların çevresel sürdürülebilirlik açısından örnek teşkil ettiğini de sözlerine ekledi.

Author: Onur Gungor